Güncel - Görele ve Çevre İlçeler

Piyade Teğmen Furkan Yayla meydanında basın açıklaması yapan Çanakçı Belediye Başkanı Tuncay Kasım, Çanakçı halkından tam güven oyu alarak, Saadet Partisine geçtiğini açıkladı.

BİRLİKTE ÇALIŞTIK, BİRLİKTE BAŞARDIK

Kasım, “ Siz, yüreğimin ortası, yol arkadaşlarım, sevgili hemşerilerim; 5 yıl önce birlikte bu yola çıktık. Tek bir kez olsun yalnız hissetmedim kendimi bu yolda. Gücümü, inancınızdan aldım, mutluluğu gözbebeklerinizde yaşadım. Sevdamı memleketim bildim. Karayı beyaza, geceyi aydınlığa çevirdik yan yana. Acıyı, umudu, mutluluğu bölüştük, birlikte çalıştık. Birlikte başardık. Geriye dönüp her baktığımda, başarmanın onurunu yaşadık; çünkü biz halktık. İhanetle, hainlikle, satılmışlıkla karşılaştık, yılmadık, yıkılmadık; çifte su alan çelik gibi kırılmaz olduk, geldik bu güne. Yolumuz devam ediyor, biliyorum ki yolculuğumuz da ortak olacak. Yine dağ başlarında ateşler yakacağız, yine meydanlarda türküler söyleyip horonlarda el ele tutuşacağız. Buna inancım tamdır” dedi.

KARDEŞLİĞİN, DOSTLUĞUN YEŞERDİĞİ BİR HUZUR ŞEHRİ YARATTIK

5 yıl önce başlanan bu yolculukta, bize güvenen hiç kimseyi hayal kırıklığına uğratmadan, bıkmadan, usanmadan, yılların biriktirdiği onlarca sorunla mücadele ettiklerini ifade eden Kasım, şunları kaydetti:

“Birçoklarının hayalinin ötesine geçtik. Meydanlar, yollar açtık. Yıllar sonra insanları tarihiyle-geleneğiyle kucaklaştırmak için Hapan Yolu ile Çömlekçi Vadisi’ne gönül köprüsü kurduk. Kördüğüm olan yayla yolunu açtık. Çocuklarımız için Park, kadınlarımız için Dinlenme Evi, düğünlerimiz için Düğün Salonu yaptık. Pazar yeri kurduk, araçlar için park alanları düzenledik. Hizmet binalarımızı, birimlerimizi onardık. Hizmet araçlarımızı yeniledik, çoğalttık. Menfezler, çeşmeler, taş duvarlar, perde betonlar yaptık. Çağdaş bir şehrin gereği olan kanalizasyon şebekesi, parke sokaklar, modern aydınlatmalar, kurban kesim alanı yaptık. İftarlarımızda ve sünnet şölenlerimizde, geleneklerimizin güzelliklerini birlikte yaşadık. En doğal varlığımız olan Karınca Kalesi’ni mesire alanına çevirdik, yaya bile gidemediğimiz yolunu açtık, betonladık. Personellerimizle birlikte zirvelere sırtımızda kum taşıdık, çimento çıkardık; şanlı Bayrağımızı dalgalandırdık. Şehitlerimize minnettarlığımızı, adlarını sokaklara vererek gösterdik. Mezarlıklarımızı temizledik, düzenledik. Saymakla bitmeyen onca maddi hizmetin yanında, kardeşliğin, dostluğun yeşerdiği bir huzur şehri yarattık”

BELEDİYEDEN İÇERİ GİREN HİÇ KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEDİK

Sokakların, kahvelerin, hatta berber dükkânlarının ayrıldığı, düğünlerin-cenazelerin birleştiremediği bölünmüşlüğü tarihin sayfalarına gömdüklerini, belediyeyi, halkın evi yaptıklarını belirten Kasım, “O kapıdan giren hiç kimseyi ötekileştirmeden, eşit-adil Görev yaptığım bu süre içinde mensubu olduğum Ak Parti içinde, tanımaktan onur duyduğum onlarca arkadaşım, dostum oldu. Her birini saygı ve muhabbetle anıyorum. Bizdeki dostluk ve saygınlıkları, bilsinler baki kalacak. Bana 5 yıl boyunca inanan, güvenen, destekleyen Sayın Nurettin Canikli’ye, sayın Hasan Turan’a, sayın Hasan Aydın’a, sayın Aytekin Şenlikoğlu’na, sayın Lokman Çağırıcı’ya, sayın Remzi Aydın’a, Sevgili Belediye Başkanları arkadaşlarıma, İl yönetimindeki saygıdeğer dostlarıma şükranlarımı sunuyorum” dedi.

ALNIM AÇIK, BAŞIM DİMDİK

Kumpaslarla, iftiralarla, zayıf bir iradenin yönlendirmesi ile tekrar aday gösterilmesinin engellendiğini iddia eden Kasım, “Alnım açık, başım dimdiktir. Ben halkıma yakışmayan hiçbir işin içinde olmamakla övündüm, övünüyorum. Derdimiz ne intikam almak, ne de had bildirmektir. Derdimiz, kendi kaderimize kendimiz karar vermektir. Siz sevgili halkımın bana bu süreçte verdiği destek ve inanç, aldığım kararın doğruluğu yönünde beni bir kez olsun şüpheye düşürmemiştir ki tarih bu hususta hükmünü verecektir. Bu nedenle 15 Şubat 2019 tarihi itibarıyla siz halkımın talebi doğrultusunda Ak Parti üyeliğinden istifa ederek, Saadet Partisi Saflarına geçmiş bulunmaktayım. Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.

HER GEÇEN GÜN YALNIZLAŞIYORSUN, AZALIYORSUN

            Kasım, sözlerini muktedir diye hitap ettiği kişiye seslenerek sonlandırdı.

            “Hatırlar mısın doğduğun toprağı? Yaykın ağaçlarının kesildiğindeki kızıllığı? Fındık dallarının bahardaki çiğ yeşilini? Martta bellenen toprağın kokusunu? Ya da Mayısta gelinliğini giyinmiş kiraz ağaçlarını? Hatırlar mısın bileklerini açıkta bırakan, birkaç yıl giyindiğin kara önlüğü? Çorapsız giyindiğin kara lastiği? İlk abc’yi öğrendiğindeki çocuk sevincini? Hatırlar mısın annenin sacda pişirdiği mısır ekmeğinin buğusunu? Tereyağı sürdüğün fetirin sıcaklığını? Kar yemiş pancarın tadını? Bilmem kulağında mıdır hâlâ annesin seni uyuturken söylediği ninni? Gurbete her gittiğinde ardından mırıldandığı dua? Gözyaşına katık ettiği ağıt? Unuttun mu babanın nasırlı ellerini? Abdest alırken ağaç kabuğu gibi çatlamış tenine değen suyun azizliğini? Dudaklarından dökülen duadaki mistisizmi? Elinden tutarak götürdüğü mukabeledeki manevi huzuru, samimiyeti ve teslimiyeti? Neden hep çocukluğunu yazıyorum anlamadın değil mi? Ah be MUKTEDİR, keşke unutmasaydın köklerini, aslını, çocukluğundaki masumiyeti, seni doyuran, büyüten toprağını, memleketini… Unutmasaydın iftiranın aşağılık bir şey olduğunu, unutmasaydın kul hakkının affedilmez olduğunu, unutmasaydın yalanın, riyanın günah olduğunu. Biliyorum ki sen şimdi MUKTEDİR olmakla övünüyorsun, kendine payeler veriyorsun. Sahip olduğun sıfatları duymaktan büyük keyif alıyorsun. Daha çok kişiden, daha çok duymak istiyorsun. Çevrende dalkavuklar çoğaldıkça, büyüdüğünü sanıyorsun; oysa yanılıyorsun. Her geçen gün yalnızlaşıyorsun, azalıyorsun”TUNCAY KASIM 3TUNCAY KASIM 4